'68 adını verdiğimiz global gençlik hareketlerinden Türkiye de nasibini aldı. Türkiye'de '68, özellikle üniversite gençliğinin yaşadığı, ve sağ-sol çatışmalarının askeri darbelerle noktalandığı aşırı politik bir dönemdi. Bu dönemi hazırlayan koşullar arasında çok partili demokrasiye geçiş, 1960 anayasası, sanayileşme, kentleşme, iç göç, toplumsal kutuplaşma, üniversitelileşmenin artması bulunmakta. Her ne kadar bu dönemde hem sağ hem de sol kimlik öne çıkmış olmasına rağmen, '68 ve '68 kuşağı denilince daha çok sol hareket düşünülmekte, ve şimdiye dek yapılan çalışmalar genellikle sol üzerinde durmaktadır. Son yıllarda ‘68'in medyada nostalji nesnesi haline getirildiğini de görmekteyiz. Bir yandan sağ ve sol hareketler arasındaki yapısal benzerliklerin incelenmesi, bir yandan da bu döneme yeni bir mesafeyle bakılması '68 üzerine yapılacak çalışmaların derinliğini ve bilimselliğini artırabilir. Bu hareketin içinde bulunan gençler, Kemalizmi sorgulayan, ama birçok bakımdan onun yapısal özelliklerinden kopamayan ve bireyi bir toplum tasavvurunun objesi ve simgesi olarak gören alternatif politik projeleri benimsediler. '68 kuşağının anlatılarında bu kişilerin yetişme çağlarını şekillendiren toplum adına hareket etme güdüsünün izlerinin de sürdüğünü gözlemliyoruz. Sabanci Üniversitesinde 2001 Bahar döneminde Proje 102 dersinin öğrencileri '68 kuşağı üzerine bir sözlü tarih projesi yaptılar. Bu proje, Osman Sabri Kıratlı, Egemen Özbek veYunus Doğan Telliel tarafından gerçekleştirildi. Her öğrenci, '68 kuşağından bir bireyle görüşerek yaşamöyküsü anlatısını kaydetti ve proje ekibinin birlikte yazdığı rapor, '68 kuşağının ortak özellikleri üzerinde dururken, şimdiye kadar yapılmış çalışmaların eksikliklerini tartışarak projenin bulguları üzerinden yapılabilecek yeni çalışmalar için sorular sordu. Projenin en önemli bulguları arasında, '68 kuşağından bireylerin anlatılarında Kemalist fikirlerle (ve bir önceki kuşakla) olan süreklilik, çoğunlukla anti-emperyalizm söylemi bağlamında ortaya çıkan ulusculuk, ve harekete bağlılığın ideolojik nedenlerden olduğu kadar arkadaşlık bağları ve bir gruba aidiyet üzerinden kurulduğu bulunmakta. Bir diğer önemli nokta da ailede ve toplumda şiddet ve baskı ile hareketteki şiddet arasındaki bağlantı. Buna bağlantılı olan bir diğer konu da grupla birey arasındaki karmaşık ilişki. Ayrıca, üzerinde henüz çok az çalışılmış bir konu olarak toplumsal cinsiyet ve kadın ve erkeklerin ‘68'i nasıl farklı yaşadıkları var. Bazı anlatıcılar için geçmiş yadsınıyorsa da, çoğunluk için '68 dönemi bugünkü kimliklerini kurgulamak açısından önemli olmaya devam ediyor—hatta çoğu zaman bu kimlik, bugünkü genç kuşağı yargılamak için bir baz oluşturmakta.